Yargı Kararları Işığında Yabancı Bayraklı Gemilerde Çalışan Gemi Adamlarının Sigortalılıkları
Yabancı bayraklı gemilerde çalışan gemi adamlarının 5510 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılık statüsü, Yargıtay içtihatları ışığında değerlendirilmektedir.
11 Haziran 2026
İş Hukuku
Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
İş sözleşmesi sona erdiğinde hak kazanılan kıdem tazminatının hesaplanması, tavan uygulaması ve dikkat edilmesi gereken hususlar.
6 Haziran 2026
İş Hukuku
İşe İade Davası Şartları Nelerdir?
Geçersiz fesih halinde işe iade davası açma şartları, süreler ve arabuluculuk zorunluluğu hakkında bilmeniz gerekenler.
6 Haziran 2026
Sosyal Güvenlik
SGK Hizmet Tespit Davası Nedir?
Sigortasız çalışma, eksik prim günü ve hizmet tespiti davalarında süreç, deliller ve sonuçlar.
6 Haziran 2026
Taşınmaz Hukuku
Tapu İptal ve Tescil Davaları
Tapu kaydının iptali ve tescili davalarında yetkili mahkeme, ispat yükü ve süreç hakkında temel bilgiler.
6 Haziran 2026
Tazminat Hukuku
İş Kazası Sonrası Haklarınız
İş kazası sonrası SGK ödemeleri, maddi-manevi tazminat davaları ve işverene karşı başvuru yolları.
6 Haziran 2026
Taşınmaz Hukuku
Ortaklığın Giderilmesi Davası
Paylı mülkiyette ortaklığın giderilmesi davası şartları, satış yoluyla giderim ve süreç hakkında rehber.
6 Haziran 2026
Bu kategoride henüz yayın bulunmuyor.
İş Hukuku · Tazminat
İnşaat Sektöründe İş Kazalarında İşçi Kusuru ve Sorumluluk Esasları
Yargıtay kararları ve doktrinel analiz ışığında inşaat sektörüne özgü iş kazalarında işçi kusuru, işveren sorumluluğu ve kusur oranlarının belirlenmesi.
İş Hukuku · Kusur
İş Kazalarında İşçinin Ağır Kusuru: Kusur Oranları ve İlliyet Bağına Etkisi
Yargıtay içtihatları ışığında işçinin ağır kusuru halinde kusur oranlarının belirlenmesi yöntemleri ve illiyet bağının kesilmesine ilişkin doktrin ile içtihat analizi.
Taşınmaz · Sözleşme Hukuku
Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmeleri: Şekil, Teminat ve Dönmenin Sonuçları
Yargıtay kararları ve mevzuat ışığında ön ödemeli konut satış sözleşmelerinde şekil şartı, teminat mekanizmaları ve sözleşmeden dönmenin hukuki sonuçları.
Yargı Kararları Işığında Yabancı Bayraklı Gemilerde Çalışan Gemi Adamlarının Sigortalılıkları
Yazar: Av. Muhammed Ergezen — Ergezen Hukuk Bürosu | Yayın: 11 Haziran 2026 | Sosyal Güvenlik Hukuku, Deniz Hukuku
Yabancı bayraklı gemilerde çalışan gemi adamlarının 5510 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılıp sayılmayacağı; işverenin Türkiye'deki hukuki statüsü, geminin bayrağı ve işin niteliği birlikte değerlendirilerek Yargıtay kararlarında çözümlenmektedir.
1. Yabancı Bayraklı Gemilerde Zorunlu Sigortalılık (4/1-a) ve İşyeri Niteliği
Yabancı bayraklı gemiler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükmüne göre Türkiye'de kurulu işyeri niteliğinde sayılmadığından, yabancı bandralı gemi işyerlerinde çalışanların 5510 sayılı Kanunun 4/1-a kapsamında sigortalı sayılmaları mümkün değildir.
Bununla birlikte; Türkiye ile sosyal güvenlik akdi imzalamamış ülke gemilerinde hizmet akdine tabi çalışan gemi adamları, 5510 sayılı Kanunun 50. maddesi koşullarını taşımaları halinde isteğe bağlı sigortalı olabilirler.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 09.02.2026, E.2024/10484 – K.2026/977: "Geminin yabancı bayraklı olması, işin yurt dışında geçtiği sonucunu doğurmaz." İşverenin Türkiye'de kurulu olması ve işyeri sicil numarası alması halinde çalışan uzun vadeli sigorta kollarına tabidir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 30.06.2015, E.2015/10196 – K.2015/15109: İşverenin Türkiye'de şubesi ve işyeri tescili bulunması halinde geminin yabancı bayraklı olması sigortalılığa engel teşkil etmez.
2. 5510 Sayılı Kanun'un 5/1-g Maddesi ve Kısa Vadeli Sigorta
Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde faaliyet gösteren işverenlerce yurt dışına götürülen Türk işçileri için 5/1-g maddesi özel düzenleme öngörür. Yargıtay 21. HD, 23.06.2014, E.2013/15057 – K.2014/14693: Bu çalışmalar yalnızca kısa vadeli sigorta kollarını ve genel sağlık sigortasını kapsar; uzun vadeli kollar için hizmet tespiti davası açılamaz.
3. İş Kazası ve Hükümranlık Sahası Sınırı
Türk Gemi Sicili'ne kayıtlı olmayan ve Türkiye'de tescilli işyeri statüsü taşımayan yabancı bayraklı gemilerde meydana gelen olaylar, sosyal güvenlik sözleşmesi veya topluluk sigortası bulunmadığı sürece Türk mevzuatı kapsamında iş kazası sayılmaz (Yargıtay 21. HD, 25.04.2011, E.2010/2175 – K.2011/3827). İstisna – Yargıtay 10. HD, 17.02.2025, E.2024/11541 – K.2025/2038: Yabancı bayraklı geminin tersanede bakım-onarım (raspalama) sırasında meydana gelen ölüm, "tersane işi" sayılarak Türk mevzuatı kapsamında iş kazası kabul edilmiştir.
4. Uygulanacak Hukuk ve Görevli Mahkeme
854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun uygulanabilmesi için geminin Türk Bayrağı taşıması şarttır. Yabancı bayraklı gemilerde hizmet sözleşmesine Borçlar Kanunu uygulanır; uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür. Yargıtay 7. HD, 07.07.2014 (2014/7013-15462): Yabancı bayraklı gemide Deniz İş Kanunu uygulanamaz. Yargıtay 9. HD, 01.07.2025 (2024/14999-2025/5644): Türk bayraklı dönem için 854 sayılı Kanun, yabancı bayraklı dönem için TBK uygulanır.
Sonuç
Yabancı bayraklı gemilerde çalışanlar için zorunlu sigortalılık (4/1-a), ancak işverenin Türkiye'de tescilli işyerinin bulunması halinde mümkündür. Aksi halde 5/1-g kapsamında sınırlı sigortalılık söz konusu olup Deniz İş Kanunu yerine Borçlar Kanunu uygulanmaktadır. Gemi adamları hukuku hakkında Av. Muhammed Ergezen'e Ergezen Hukuk Bürosu, Ankara aracılığıyla ulaşabilirsiniz.
İş Hukuku · Tazminat
İnşaat Sektöründe İş Kazalarında İşçi Kusuru ve Sorumluluk Esasları
Yargıtay Kararları ve Doktrinel Analiz · Av. Muhammed Ergezen
İnşaat sektöründe meydana gelen iş kazalarında işçinin "haksız" bulunması veya taleplerinin reddedilmesi, temel olarak "illiyet (nedensellik) bağının kesilmesi" olgusuna dayanmaktadır. Yargıtay uygulamasında, işçinin %100 oranında kusurlu olduğu veya zarar ile işverenin eylemi arasındaki bağın işçinin ağır kusuru/kasti eylemiyle koptuğu hallerde, işverenin tazminat yükümlülüğü ortadan kalkmakta ve davanın reddine karar verilmektedir.
1. Kavramsal Çerçeve ve Terminoloji
İlliyet Bağının Kesilmesi: Zarar ile işverenin faaliyeti arasındaki bağın; mücbir sebep, zarar görenin (işçinin) ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru ile kopmasıdır. Bu bağ koptuğunda işverenin sorumluluğu doğmaz.
Kaçınılmazlık (Önlenemezlik): Teknolojinin ve bilimin geldiği aşamada, her türlü önlem alınmasına rağmen kazanın meydana gelmesinin engellenememesidir. Yargıtay, kaçınılmazlık durumunda zararın paylaştırılması yoluna gitmektedir.
Müterafık Kusur: İşçinin, zararın doğmasına veya artmasına kendi kusurlu davranışıyla sebebiyet vermesidir. Bu durum tazminattan indirim sebebidir.
Mutlak ve Nispi Kaçınılmazlık: Olayın tamamen irade dışı olması mutlak kaçınılmazlıkken; kişisel koruyucu donanım (gözlük, kask vb.) kullanımıyla önlenebilecek bir sonucun önlenememesi nispi kaçınılmazlık tartışmalarını beraberinde getirir.
2. Doktrindeki Ana Yaklaşımlar
Doktrin ve Yargıtay içtihatları, işverenin sorumluluğunu zaman içinde farklı temellere oturtmuştur. Önceki tarihli kararlarda "kusursuz sorumluluk" eğilimi baskınken, güncel yaklaşımda "kusur sorumluluğu" esasına doğru bir dönüş gözlemlenmektedir.
Kusur Sorumluluğu Esası: İşverenin sorumlu tutulabilmesi için iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğüne aykırı bir davranışının veya ihmalinin bulunması şarttır.
Karma Yaklaşım: Yargıtay, bazı durumlarda tehlike sorumluluğu ile kusur sorumluluğunu harmanlayan "kendine özgü" bir rejim uygulamaktadır. Bu rejimde, işverenin kusuru olmasa dahi hakkaniyet gereği zararın bir kısmına katlanması beklenebilmektedir.
3. Sorumluluk Rejimi ve Oran Paylaşımı
İşverenin hiç kusurunun olmadığı, ancak olayın kaçınılmazlık ve işçi kusuruyla gerçekleştiği hallerde Yargıtay, kaçınılmazlık payının %60'ına işverenin, %40'ına işçinin katlanması gerektiği yönünde yerleşik bir şablon uygulamaktadır. Doktrinde bu "sabit oran" yaklaşımı, her somut olayın özelliğine göre değişmesi gerektiği yönünde tartışılmaktadır.
4. Usuli Sonuçlar ve İspat Yükü
İşçi, iş kazasının meydana geldiğini ve zararını ispatlamakla yükümlüdür. İşveren ise gerekli tüm iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini aldığını, denetim görevini yerine getirdiğini ve kazanın işçinin ağır kusuru veya kaçınılmazlık nedeniyle meydana geldiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. İnşaat iş kazalarında kusur oranlarının belirlenmesi teknik bir konu olduğundan mahkemeler iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetlerinden rapor almaktadır.
5. Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları
Tazminatın Tamamen Ortadan Kalkması: İşçinin %100 kusurlu olduğu durumlarda işçinin tazminat talebi reddedilir; zararı yalnızca SGK edimleriyle sınırlı kalır.
Rücu Davaları: SGK'nın işçiye yaptığı ödemeleri işverenden geri istediği rücu davalarında işçinin kusuru, işverenin ödeyeceği miktarı doğrudan azaltan bir unsurdur.
Cezai Sorumlulukla İlişki: Hukuk mahkemesindeki kusur dağılımı ceza mahkemesini doğrudan bağlamasa da işçinin ağır kusuru, taksirle öldürme veya yaralama suçlarında "illiyet bağının kopması" argümanı olarak savunmada kullanılmaktadır.
İşçiyi Kusurlu Bulan Yargıtay Kararları
İnşaat sektöründe meydana gelen iş kazalarına ilişkin Yargıtay kararları incelendiğinde; işçilerin İSG kurallarına aykırı hareket etmeleri, KKD kullanmamaları, mesleki tecrübelerine rağmen gerekli dikkati göstermemeleri veya görev alanları dışındaki tehlikeli bölgelere girmeleri gerekçesiyle çeşitli oranlarda kusurlu bulundukları görülmektedir.
İşçinin %100 Kusurlu Bulunduğu Kararlar:
Yargıtay 10. HD, 13.06.2023, 2022/3494 E. – 2023/6796 K.: Asansör boşluğuna düşen işçinin olayın "intihara teşebbüs" şeklinde gerçekleştiği tespit edilmiş, işçi %100 kusurlu bulunarak dava reddedilmiştir.
Yargıtay 12. CD, 19.01.2022, 2020/3684 E. – 2022/403 K.: Beton pompası operatörünün yanlış butona basması sonucu hayatını kaybettiği olayda işçi "asli kusurlu" kabul edilmiştir.
Yargıtay 12. CD, 18.10.2023, 2020/4840 E. – 2023/4124 K.: 57 yaşındaki tecrübeli kalıp ustasının emniyet kemeri kullanmadan düşerek vefat ettiği olayda işçi "asli kusurlu" bulunmuştur.
İşçinin %30–%40 Arasında Kusurlu Bulunduğu Kararlar:
Yargıtay 10. HD, 06.02.2023, 2021/13237 E. – 2023/866 K.: Görev alanı dışında inşaat sahasına giren ve güvenlik önlemlerine uymayan işçi %40 oranında kusurlu bulunmuştur.
Yargıtay 21. HD, 20.11.2018, 2017/1757 E. – 2018/8458 K.: Ahşap iskeleyi amacı dışında kullanarak yaralanan işçiye %30 müterafik kusur atfedilmiştir.
Yargıtay 10. HD, 21.11.2024, 2023/8579 E. – 2024/11448 K.: Şantiyedeki iş kazasında işçi %30 oranında kusurlu kabul edilmiştir.
İşçinin %20–%25 Arasında Kusurlu Bulunduğu Kararlar:
Yargıtay 10. HD, 17.09.2025, 2024/16157 E. – 2025/11976 K.: Kalıpçının yüksekten düşmesi olayında gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden %25 kusurlu bulunmuştur.
Yargıtay 10. HD, 27.02.2024, 2022/8951 E. – 2024/1855 K.: Gecenin karanlığında üst katta şahsi güvenliğini tehlikeye atan işçi %20 kusurlu kabul edilmiştir.
Yargıtay 10. HD, 18.11.2025, 2025/5990 E. – 2025/15634 K.: Seyyar merdivenle yüksekte çalışan tecrübeli işçi, kendi emniyetini sağlamadan çalışması nedeniyle %20 kusurlu bulunmuştur.
Sonuç ve Değerlendirme
İnşaat sektöründeki iş kazalarında işçinin haksız bulunması, genellikle işverenin teknik ve hukuki tüm yükümlülüklerini (eğitim, ekipman, denetim) yerine getirdiğini ispatlaması ve kazanın münhasıran işçinin öngörülemez/kasti davranışı sonucu oluştuğunun kanıtlanmasıyla mümkündür. Özellikle intihar gibi ağır kişisel eylemler veya koruyucu ekipman kullanımının reddedilmesi, Yargıtay nezdinde illiyet bağını kesen ve işvereni sorumluluktan kurtaran temel savunma hatlarını oluşturmaktadır.
İş Kazalarında İşçinin Ağır Kusuru: Yargıtay İçtihatları Işığında Kusur Oranlarının Belirlenmesi ve İlliyet Bağına Etkisi
Yargıtay Kararları Analizi · Av. Muhammed Ergezen
İş kazalarından doğan hukuki sorumluluk rejiminde, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü esas olmakla birlikte; kazazede işçinin kendi tutum ve davranışları, sorumluluğun sınırlarını belirleyen temel unsurlardan birini oluşturmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 22. maddesi ve SSİY'nin 44. maddesi çerçevesinde tanımlanan "işçinin ağır kusuru", kasta varmayan ancak sonuçları itibarıyla açıkça öngörülebilir olan ve İSG kurallarının bilerek ihlal edildiği durumları kapsamaktadır.
1. İlgili Mevzuat Düzenlemeleri
5510 sayılı Kanun m. 22/b: Ağır kusuru yüzünden iş kazasına uğrayan sigortalının kusur derecesi esas alınarak, ödenecek gelir veya ödeneğin üçte birine kadarı Kurumca eksiltilir.
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği m. 44: Ağır kusur hallerini; İSG kurallarına uymama, tehlikeli hareketi bilerek yapma, emirlere aykırılık ve gereksiz risk alma olarak tanımlar. Kusur derecesi belgelerde yer almıyorsa indirim oranı %5 olarak uygulanır.
6098 sayılı TBK m. 52: Zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olması (müterafik kusur) durumunda hâkimin tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini düzenler.
6331 sayılı İSGK m. 19: Çalışanların; işverenin talimatları doğrultusunda kendilerinin ve diğer çalışanların güvenliğini tehlikeye düşürmeme, koruyucu donanımları doğru kullanma ve tehlikeleri bildirme yükümlülüğünü düzenler.
2. İş Kazasında Ağır Kusur Kavramı ve Kriterleri
Yargıtay içtihatlarında "ağır kusur" kavramı, SSİY m. 44'e atıfla tanımlanmaktadır. Yargıtay 10. HD, 04.12.2017, 2015/22976 E. – 2017/8570 K. sayılı ilamına göre ağır kusur; kasta varmayan ancak sonucun sigortalı tarafından istenmemekle birlikte açıkça öngörülebilir olduğu halleri kapsar. İSG kurallarına uyulmaması, tehlikeli olduğu bilinen bir hareketin yapılması, yetkili emirlerine aykırılık ve hiçbir gereği yokken riskli bir işin bilerek yapılması ağır kusur teşkil etmektedir.
3. Yargıtay Kararlarından Somut Örnekler
1. Tehlikeli Kestirme Yol Kullanımı (Baskın Kusur)
Bir inşaat işçisi, şantiyede güvenli geçiş yolları bulunmasına rağmen korkulukların arasından geçmeye çalışmış; tahtanın kaymasıyla 3 kat yükseklikten düşmüştür. Yerel mahkemenin %30 kusur oranı Yargıtay tarafından az bulunmuş; işçinin "baskın kusurlu" kabul edilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. (Yargıtay 10. HD, E. 2016/17855, K. 2019/3262, T. 10.04.2019)
2. Güvenlik Donanımlarını İhmal Etme (Yüksek Kusur Oranı)
Cezayir'de bir şantiyede çalışan montaj ustası, sepetli platformu kullanırken denge ayaklarını açmadan havalandırmış; platform devrilmiş ve işçi hayatını kaybetmiştir. 10 yıllık deneyimi olan uzman bir işçinin bu temel güvenlik prosedürünü ihmal etmesi ağır kusur olarak görülmüş; işçiye %60 oranında kusur izafe edilmiştir. (Yargıtay 10. HD, E. 2021/12697, K. 2023/4035, T. 11.04.2023)
3. Çalışan Sisteme Tehlikeli Müdahale
Giyotin kesme makinesinde sac keserken işçi, elini baskı ağzı altına taşırmış ve yaralanmıştır. Yargıtay, mahkemenin %10 kusur oranını "olayın oluş şekline göre çok düşük" bularak daha fazla kusur verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 10. HD, E. 2024/6057, K. 2024/8393, T. 11.09.2024)
4. Hayatın Olağan Akışına Aykırı Dikkatsizlik
Danışma görevlisi işçi, kapı pervazına elini koymuş; hava akımı nedeniyle kapının kapanmasıyla parmağı sıkışmıştır. Yargıtay; kapı pervazına el sokulmaması gerektiğinin herkes tarafından bilinen bir risk olduğunu, işverenin bu konuda özel bir tedbir alamayacağını belirterek işçinin "daha ağır kusurlu" sayılması gerektiğine hükmetmiştir. (Yargıtay 21. HD, E. 2019/214, K. 2019/5354, T. 23.09.2019)
4. Kusur Oranlarının Dağılımı
Yargı pratiğinde işçi kusuru için sabit bir yüzde oranı bulunmamakla birlikte, incelenen emsal kararlarda oranların somut olayın özelliklerine göre %10 ile %60 arasında değiştiği görülmektedir:
Basit dikkatsizliklerde %10–%20 bandı uygulanmaktadır.
Eğitimli ve tecrübeli işçilerin temel güvenlik prosedürlerini ihmal etmesi durumunda oran %60 seviyelerine çıkabilmektedir.
Yargıtay, özellikle işçinin tehlikeli kestirme yolları kullanması, çalışan makineye durdurmadan müdahale etmesi veya koruyucu donanımları kasten devre dışı bırakması gibi hallerde yerel mahkemelerce verilen düşük kusur oranlarını (%10–20) yetersiz bulmakta ve bozma kararları vermektedir.
5. İlliyet Bağı ve Sonuçları
Doktrin ve güncel kararlar ışığında; işverenin 6331 sayılı Kanun m. 4 kapsamındaki eğitim, denetim ve uygun araç sağlama yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiği, ancak kazanın tamamen işçinin öngörülemez ve talimat dışı ağır kusuruyla gerçekleştiği hallerde illiyet bağının kesildiği kabul edilmektedir. Bu durumda işverenin sorumluluğu tamamen ortadan kalkabilmektedir. (Yargıtay 21. HD, E. 2011/9023, K. 2012/18057, T. 30.10.2012)
Kaçınılmazlık Faktörü: Kazanın hem işçinin kusuru hem de kaçınılmazlık etkisiyle oluşması durumunda, Yargıtay kaçınılmazlığın %60'ına işverenin katlanması gerektiğini belirtmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
İş kazası dosyalarında kusur tespiti matematiksel bir formülden ziyade; işçinin kıdemi, aldığı eğitimin içeriği, işverenin denetim mekanizmasının etkinliği ve olayın oluş şekli arasındaki illiyet bağı üzerinden yapılmaktadır. İşçinin tehlikeyi açıkça öngördüğü ancak "bir şey olmaz" düşüncesiyle hareket ettiği durumlarda, yargının işçi aleyhine daha ağır kusur oranlarını benimsediği müşahede edilmektedir.
Yargıtay Kararları ve Mevzuat Işığında Ön Ödemeli Konut Satış Sözleşmeleri: Şekil Şartı, Teminat Mekanizmaları ve Sözleşmeden Dönmenin Hukuki Sonuçları
Güncel Yargıtay Kararları Analizi · Av. Muhammed Ergezen
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 40. maddesi uyarınca ön ödemeli konut satış sözleşmesi; tüketicinin konut amaçlı bir taşınmazın satış bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcının ise bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir.
1. Sözleşmenin Niteliği ve Şekil Şartı
Bu sözleşmelerin geçerliliği için tapu siciline tescil edilmesi veya noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. (Yargıtay 7. HD, 2024/4060 – 2025/3680) Ancak, resmi şekil kurallarının tüketicinin mağduriyetine yol açacak şekilde kullanılmasını engellemek amacıyla, resmi şekilde yapılmayan sözleşmelerin satıcı tarafından sonradan tüketici aleyhine geçersiz olduğunun ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir.
2. Teslim Süresi ve Sözleşmeden Dönme Hakkı
Ön ödemeli konut satışlarında devir ve teslim süresi, sözleşme tarihinden itibaren 36 ayı geçemez.(Yargıtay 3. HD, 2023/1972 – 2023/3711)
Gerekçesiz Dönme Hakkı: Tüketici, sözleşme tarihinden itibaren 24 aya kadar herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeden dönebilir. (İstanbul BAM 45. HD, 2021/273 – 2021/682)
Haklı Nedenle Dönme: Satıcının konutu hiç, gereği gibi veya zamanında teslim etmemesi durumunda tüketicinin sözleşmeden dönme hakkı doğar. İnşaatın ilerleme seviyesinin makul sürede tamamlanamayacak kadar düşük olması (örneğin %90'ının tamamlanmamış olması) tüketicinin fesihte haklı olduğunu gösterir. (Yargıtay 3. HD, 2025/2763 – 2025/6314)
Cezai Şart ve Kesintiler: Satıcının yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda tüketiciden herhangi bir tazminat, cezai şart veya masraf kesintisi talep edilemez. (Yargıtay 3. HD, 2023/1972 – 2023/3711)
3. Taksitli Ödemeler ve Kıymetli Evrak Kullanımı
Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece "nama yazılı" ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu şartlara aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir. (Yargıtay 3. HD, 2023/860 – 2024/281)
Sözleşmede bonoların üçüncü kişilere devredilmeyeceği kararlaştırılmışsa, bu bonoların ciro yoluyla devredilmesi ve takibe konu edilmesi hukuka aykırıdır; bu durumda bonoların teminat niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay 3. HD, 2024/1557 – 2025/3351)
4. Teminat Verilmesi ve Teminatın Nakde Çevrilmesi
6502 sayılı Kanun'un 42/1 maddesi uyarınca ön ödemeli konut satışlarında teminat gösterilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Sözleşmede, satıcının tapu devrini yapamaması halinde alıcının teminat mektubunu nakde çevirebileceği düzenlenebilir. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için sözleşmede öngörülen usule (örneğin ihtarname şartı) uyulması zorunludur. Usulüne uygun ihtar çekilmeden teminatın nakde çevrilmesi sözleşmeye aykırılık teşkil eder. (İstanbul Anadolu 6. ATM, 2018/1302 – 2020/569)
5. Bağlı Krediler ve Bankanın Müteselsil Sorumluluğu
Konut finansmanı için kullanılan kredinin belirli bir konutun satın alınması şartıyla verilmesi ve satıcı ile kredi veren arasında ekonomik bir birlik bulunması durumunda "bağlı kredi" söz konusudur. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/623 – 2019/488)
Sorumluluk Kapsamı: Konutun hiç veya gereği gibi teslim edilmemesi halinde; satıcı, sağlayıcı ve kredi veren banka müteselsilen sorumludur. (Yargıtay 3. HD, 2023/3507 – 2024/813)
Sorumluluk Sınırı: Bankanın sorumluluğu, tüketicinin kullandığı kredi miktarı ile sınırlıdır.
Haksız Şartlar: Banka tarafından matbu şekilde hazırlanan ve bankanın sorumluluktan kurtulmasını amaçlayan taahhütnameler "haksız şart" mahiyetinde olup geçersizdir. (HGK, 2017/623 – 2019/488)
6. Usuli Sonuçlar
Doğrudan Bankaya Başvuru: Teslim borcunun ifa edilmemesi (36 aylık sürenin dolması) durumunda tüketicinin satıcıya mehil vermesine veya ihtar çekmesine gerek yoktur. Tüketici, teminat mektubunu doğrudan bankaya ibraz ederek ödemelerini geri alabilir.
Defi Yasağı: Banka, tüketiciye karşı satıcının ileri sürebileceği defileri ileri süremez. Bu durum, davanın veya talebin hızla sonuçlanmasını sağlar.
İspat Yükü: Teminatın nakde çevrilmesi için "taşınmazın teslim edilmemiş olduğunun tespiti" yeterli bir ispat kriteri olarak kabul edilmektedir.
7. Maddi Hukuk Sonuçları ve Risk Alanları
Banka Sorumluluğunun Sınırı: Banka, yalnızca teminat mektubunda yazılı olan tutar kadar sorumludur. Aşan kısım için bankaya başvurulamaz; bu durumda satıcıya karşı TBK m. 112 uyarınca tazminat davası açılmalıdır.
Teminat Dışı Kalan Haller: Tüketicinin konutu teslim almaktan haksız yere kaçınması veya taşınmazdaki eksikliklerin oturmaya engel teşkil etmemesi gibi durumlarda teminatın paraya çevrilmesi engellenebilir.
8. Somut Olaya Uygulanabilecek Çıkarımlar
Tüketici belirli taksitleri ödemiş ancak henüz 24 aylık yasal dönme süresi dolmamışsa, TKHK m. 45 uyarınca gerekçesiz dönme hakkını kullanabilir.
36 aylık azami teslim süresi aşılmışsa, taksit sayısına bakılmaksızın teminat mektubu bankadan tahsil edilebilir.
Taksitlerin ödenmiş olması, bankadan talep edilecek "iade tutarının" ispatı açısından temel dayanaktır.
9. Sözleşmeden Dönmenin Sonuçları ve İade Süreci
İade Süresi: Sözleşmeden dönme bildiriminin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren, tüketiciye iade edilmesi gereken tutar ve her türlü belge en geç 180 gün içinde geri verilmelidir. (İstanbul BAM 45. HD, 2021/273 – 2021/682)
Zararın Niteliği: Sözleşmeden haklı olarak dönülmesi halinde tüketici ancak "olumsuz (menfi) zararını" (ödediği tutarların faiziyle iadesi) isteyebilir; rayiç bedel üzerinden "olumlu (müspet) zarar" talebinde bulunamaz. (Bakırköy 3. ATM, 2021/316 – 2022/174)
İade Edilecek Kalemler: Tüketici; ödediği bedelin yanı sıra tapu harcı, döner sermaye bedeli, kredi masrafı, delil tespit ve noter masrafları gibi seçimlik hakların kullanımıyla ortaya çıkan masrafları da talep edebilir. (Yargıtay 3. HD, 2023/632 – 2023/2271)
Sonuç ve Değerlendirme
Ön ödemeli konut satış sözleşmelerinde teminatın paraya çevrilmesi ve tüketicinin sözleşmeden dönme hakkını kullanması, "belirli bir taksit sayısının ödenmesi" eşiğine değil; temel olarak (i) satıcının teslim veya devir borcunu süresinde (azami 36 ay) yerine getirmemesi veya (ii) tüketicinin TKHK m. 45 uyarınca tanınan 24 aylık yasal dönme süresi içinde bu hakkını kullanması koşullarına bağlanmıştır. Teminat mekanizması, tüketicinin ödediği bedelleri "ilk talepte" ve bankanın herhangi bir defi ileri süremeyeceği bir güvenceyle geri almasını sağlamak amacıyla kurgulanmıştır.
Doktrinel Kaynaklar: Ali Yaşar Çelikel (2022), Zeynep Aydın (2023), Elif Miray Yazar Ötegen (2024), Nilgün Solak (2020), Batuhan Kurtal (2023)
Yargı Kararları Işığında Yabancı Bayraklı Gemilerde Çalışan Gemi Adamlarının Sigortalılıkları
11 Haziran 2026 · Av. Muhammed Ergezen
Yabancı bayraklı gemilerde çalışan gemi adamlarının 5510 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılıp sayılmayacağı; işverenin Türkiye'deki hukuki statüsü, geminin bayrağı ve işin niteliği birlikte değerlendirilerek Yargıtay kararlarında çözümlenmektedir.
1. Yabancı Bayraklı Gemilerde Zorunlu Sigortalılık (4/1-a) ve İşyeri Niteliği
Yabancı bayraklı gemiler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükmüne göre Türkiye'de kurulu işyeri niteliğinde sayılmadığından, yabancı bandralı gemi işyerlerinde çalışanların 5510 sayılı Kanunun 4/1-a kapsamında sigortalı sayılmaları mümkün değildir.
Bununla birlikte; Türkiye ile sosyal güvenlik akdi imzalamamış ülke gemilerinde hizmet akdine tabi çalışan gemi adamları, 5510 sayılı Kanunun 50. maddesi koşullarını taşımaları halinde isteğe bağlı sigortalı olabilirler.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 09.02.2026, E.2024/10484 – K.2026/977:"Geminin yabancı bayraklı olması, işin yurt dışında geçtiği sonucunu doğurmaz." İşverenin Türkiye'de kurulu olması ve işyeri sicil numarası alması halinde çalışan uzun vadeli sigorta kollarına tabidir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 30.06.2015, E.2015/10196 – K.2015/15109: İşverenin Türkiye'de şubesi ve işyeri tescili bulunması halinde geminin yabancı bayraklı olması sigortalılığa engel teşkil etmez.
2. 5510 Sayılı Kanun'un 5/1-g Maddesi ve Kısa Vadeli Sigorta
Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde faaliyet gösteren işverenlerce yurt dışına götürülen Türk işçileri için 5/1-g maddesi özel düzenleme öngörür. Yargıtay 21. HD, 23.06.2014, E.2013/15057 – K.2014/14693: Bu çalışmalar yalnızca kısa vadeli sigorta kollarını ve genel sağlık sigortasını kapsar; uzun vadeli kollar için hizmet tespiti davası açılamaz.
3. İş Kazası ve Hükümranlık Sahası Sınırı
Türk Gemi Sicili'ne kayıtlı olmayan ve Türkiye'de tescilli işyeri statüsü taşımayan yabancı bayraklı gemilerde meydana gelen olaylar, sosyal güvenlik sözleşmesi veya topluluk sigortası bulunmadığı sürece Türk mevzuatı kapsamında "iş kazası" sayılmaz (Yargıtay 21. HD, 25.04.2011, E.2010/2175 – K.2011/3827).
İstisna – Yargıtay 10. HD, 17.02.2025, E.2024/11541 – K.2025/2038: Yabancı bayraklı geminin tersanede bakım-onarım sırasında meydana gelen ölüm, "tersane işi" sayılarak Türk mevzuatı kapsamında iş kazası kabul edilmiştir.
4. Uygulanacak Hukuk ve Görevli Mahkeme
854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun uygulanabilmesi için geminin Türk Bayrağı taşıması şarttır. Yabancı bayraklı gemilerde hizmet sözleşmesine Borçlar Kanunu uygulanır; uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür.
Yargıtay 7. HD, 07.07.2014 (2014/7013-15462): Yabancı bayraklı gemide Deniz İş Kanunu uygulanamaz.
Yargıtay 9. HD, 01.07.2025 (2024/14999-2025/5644): Türk bayraklı dönem için 854 sayılı Kanun, yabancı bayraklı dönem için TBK uygulanır.
Sonuç
Yabancı bayraklı gemilerde çalışanlar için zorunlu sigortalılık (4/1-a), ancak işverenin Türkiye'de tescilli işyerinin bulunması halinde mümkündür. Aksi halde 5/1-g kapsamında sınırlı sigortalılık söz konusu olup Deniz İş Kanunu yerine Borçlar Kanunu uygulanmaktadır.
Kıdem tazminatı, işçinin en az bir yıl çalışması ve belirli fesih hallerinde hak kazandığı, her tam yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında ödenen tazminattır.
Hesaplama Formülü
Kıdem tazminatı = (Son brüt ücret ÷ 30) × çalışılan gün sayısı. Tam yıllar için 30 günlük ücret, kısmi yıllar orantılı hesaplanır.
Tavan Uygulaması
Kıdem tazminatında yıllık tavan uygulanır. Tavan, her 6 ayda bir güncellenir. Brüt ücret tavanı aşsa bile tavan üzerinden hesaplama yapılır.
Hak Kazanma Şartları
En az 1 yıl kesintisiz çalışma
İşveren feshi, emeklilik, askerlik, evlilik (kadın, 1 yıl içinde) gibi haklı nedenler
İşe iade davası, işverenin geçersiz fesih halinde işçinin işe dönmesi talebiyle açılan özel bir dava türüdür. Yalnızca İş Kanunu kapsamındaki işçiler bu davayı açabilir.
İşe İade Davasının Şartları
İşçinin en az 6 aylık kıdeme sahip olması
İşyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışması
Feshin geçerli bir nedene dayanmaması
Fesih bildiriminin yazılı olması
Süreç Nasıl İşler?
1. Zorunlu arabuluculuk: Dava açmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur.
2. Dava açma süresi: Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde, her halde 6 ay içinde dava açılmalıdır.
3. Mahkeme süreci: Geçersiz fesih halinde işçiye işe başlatma veya tazminat seçeneği sunulur.
İşe Başlatmama Tazminatı
İşveren işçiyi işe başlatmazsa en az 4 aylık brüt ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
İş kazası, işçinin işyerinde veya işin yürütümü sırasında meydana gelen ve bedensel veya ruhsal zarara yol açan olaydır. İş kazası sonrası SGK ve işverene karşı çoklu hak yolları açılır.
SGK Hakları
Geçici iş göremezlik ödeneği (rapor süresince)
Sürekli maluliyet halinde malullük aylığı
İş kazası geçici iş göremezlik yardımı
Ölüm halinde hak sahiplerine gelir ve ölüm tazminatı
İşverene Karşı Tazminat Davası
İşverenin kusuru varsa maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Kusur oranı, tazminat miktarını doğrudan etkiler.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
İş kazası tutanağı ve SGK bildirimi zamanında yapılmalıdır
Zamanaşımı süreleri takip edilmelidir
Maluliyet oranı raporu tazminat hesabının temelidir